Merhabalar!
İlk yazımı en çok eğlendiğim şehre "Budapeşte" ye ayırıyorum. Nedendir bilinmez çoğu insanın kıymetini bilemeyip burun kıvırdığı bu Macar şehrini ben çok sevdim ve buraya sadece 3 günümü ayırdığım için pişman bile oldum. Duyduğum kadarıyla ağustos ayında Sziget adında bir festivalleri varmış, takip edip gitmeyi planlıyorum. Soğuk bir mart ayında bu kadar tadını çıkardıysam şehrin daha canlı olacağı bir zamanını hayal bile edemiyorum. Sziget için bilgilere buradan ulaşabilirsiniz; http://szigetfestival.com/ .
Tatilimizi gitmeden iki gün önce planlayıp her şeyi aceleye getirdiğimiz için çok planlı gidememiştik Budapeşte'ye, fakat şehrin küçüklüğü ve yürüyerek her yeri keşfedebilmemiz avantajımız oldu diyebilirim. O yüzden fazla plan yapmaya vakti olmayanlar için çok yararlı bir yazı olabileceğini söyleyebilirim.
Diğer blogların aksine ben spesifik olarak yaptıklarımı tek tek yazmayı planlıyorum. Bu sayede de ulaşım, konaklama vb sorunların hepsine tek tek yanıt vermiş olacağım.
Havayolu için wizz air firmasını tercih ettik bunun sebebi fiyatlarının gayet uygun olmasıydı. Wizz Air'i tercih ederken endişelerimiz olsa da sağ salim gittik geldik, koltuk numarası almadan metrobüs mantığında kaptığın yere oturman da cabası, bence çok zevkliydi :) Korkmayın ayakta yolcu almıyorlarmış :)
Gelelim havaalanından şehre ulaşıma, biz City Centre Guesthouse Budapest isimli bir yerde konakladık dolayısıyla amacımız ilk olarak havaalanından konaklamamızın olduğu bölgeye gelmekti, ama kaldığımız yer şehrin göbeğinde olduğu için bu yolla siz de şehir merkezine gidebilirsiniz, Peşte tarafında olan otelimize gitmek için önce havaalanından 200E numaralı otobüse bindik daha sonra Kobanya Kıspest durapında inip M3 metro hattından devam ettik ve Nyugati Palyaudvar durağında inip beş dk kadar yürüyerek otelimize vardık. Bu arada hatırlatmakta fayda var şehir Tuna nehriyle Buda ve Peşte taraflarları olarak ikiye ayrılmış durumda ve Peşte kısmı restoranların barların daha yoğun olduğu, daha canlı bir bölge.
Budapeşteye sağ salim gelip, otelimize de yerleştiğimize göre gezmeye başlayabiliriz. Biz seyahate çıkma kararını iki gün önce aldığımız için çok hazırlanamamıştık fakat budapeşte kendi kendini gezdirtti diyebilirim. Otelden çıkıp çevreyi biraz gözlemlediğimizde kocaman bir cadde gözümüze çarptı, buraya gidelim dümdüz yüryelim muhakkak önemli bir yere çıkarız dedik, ve çıktık :) Evet bahsettiğim cadde şehrin bir ucundan bir ucuna yürüyebildiğiniz Andrassy Ut caddesi. Peşte'nin en dibi olan Hösök Tere'den (kahramanlar meydanı) Erszebet Ter'e kadar uzanıyor. Opera binası da bu cadde üzerinde ve dümdüz yürününce sizi Tuna Nehrine çıkarıyor. Oradan muhteşem Macar köprülerinden birini seçip kendinizi Buda tarafına atabilirsiniz, tabi içlerinden en meşhuru olan Chain Bridge'i(zincirli köprü) atlamayın derim. Köprüyü geçerken muhakkak o güzeller güzeli binayı göreceksiniz, evet orası da Parlamento Binası:) Köprülerden bakına bakına karşıya geçtiğinizde Buda tarafına gelmiş olacaksınız, orada hemen teleferik tarzı bir şey göreceksiniz, ister onu kullanın ister tabana kuvvet yürüyün ama mutlaka yukarıya çıkın burası kale tepesi ve sizi güzel şeyler bekliyor; muhteşem bir şehir manzarası, Kraliyet Sarayı, Matthias Kilisesi, Balıkçı Burcu (Fisherman's Basiton) bu tepede görülmek için sizleri bekliyor. Bir de kendinizi turist tuzaklarına kaptırın, macarların sihirli kutu gibi kilidini içinde saklayan kutularından, el işi taçlarından vb ilginç hediyeliklerinden bütçeniz yettiğince alın derim. Balkanların kendine özgü motifleri hediyelik eşya satan yerlerde sizi oldukça cezbedecek:) Macarların çok sevdiği, hatta Türkleri sevme nedeni olan Gül Baba türbesi de Buda tarafında fakat biz yorulduğumuz için oraya gidemedik. Kendimizi Macarların muhteşem keşfi olan ruin publara atıp, bir an önce Dreherlerimizi(macar birası) ve palinkalarımızı(zehir gibi bir macar içkisi) içmek için koştura koştura Peşte tarafına geçtik. Ruin pub dediğim şey eski binalar içinde yıkık dökük diye tabir edebileceğimiz konsept haline gelmiş barlar, her odasında ayrı tarz bir müzik bulabileceğiniz avlusunda delireceğiniz keşke Türkiyede'de olsa dediğimiz bir konseptti açıkçası. Bu barlar arasında en meşhuru Szimpla Kert: https://www.tripadvisor.com.tr/Attraction_Review-g274887-d668397-Reviews-Szimpla_Kert-Budapest_Central_Hungary.html sizlerle paylaştığım linkteki fotoğraflara delirip mutlaka uğrayacağınıza eminim, deneyimlemeden dönmeyin derim. Ayrıca güzel bir haber vermek gerekirse biz Macar birası olan Dreher'i çok beğendik ve Türkiye'ye göre çok ucuza içtiğimizi söyleyebilirim. Ayrıca Macarlar ve orada karşılaştığımız Türkler çok sevmese de biz instant isimli ruin pub a da bayıldık; https://www.tripadvisor.com.tr/Attraction_Review-g274887-d3138211-Reviews-Instant-Budapest_Central_Hungary.html ayrıca otelimize çok yakındı, neredeyse sabahlara kadar eğlenip sokaklarda şarkılar söyleyerek otelimize güvenli bir şekilde dönebildik. Bu arada bence Macaristan güvenli bir şehir ama tabi tedbiri elden bırakmamak lazım. Bonus olarak Fogas Haz'ı da denemenizi öneririm.
Gezimizin ikinci gününü Peşte Tarafını gezmeye ayırdık. Önemli caddelerden biri olan Vati Utca, Central Market Hall isimli kapalı pazar, Erszebet Ter meydanı, Szent Istivan Bazilikası, yazımın başında bahsettiğim Andrassy Ut caddesi ve Hösök Tere(kahramanlar meydanı) bu bölgenin gezilecek yerleri arasında. Ayrıca Peşte gezinizi Kahramanlar Meydanında sonlandıracak olursanız akşam yemeğinizi yerel bir restoranda güzel bir gulaşla taçlandırabilirsiniz, restoranımız buraya çok yakın Paprika Vendeglö : http://www.paprikavendeglo.hu/ porsiyonları kocamandı ve her şey çok lezzetliydi denemeden dönmeyin derim:)
Gelelim son günümüze, Budapeşte'ye geldiyseniz mutlaka trenle yaklasık 40 dklık mesafede olan Szentendre kasabasına da gidin derim. Tam bir masal köyü, tek tek her karışına her evine, taşına toprağına bayıldım diyebilirim. Köyün tepesine yürüyüs yapıp Tuna Nehrinin yeşiline karşı keyif yapmak da tatilinizi bir gün uzatmaya değer. Biz adeta büyülendik ve terapi yaptık. Szentendre küçük bir kasaba olmasına rağmen benim gibi mimari hastasıysanız ve rengarenk kapılarda fotoğraf çekilmek hoşunuza gidiyorsa yarım gününüzü alır derim:) Bucket List'ime Szentendre'den bir ev almayı bile ekledim:) Szentendreye gitmek için Buda tarafında Tuna nehrinin kıyısından kalkan trenleri kullanabilirsiniz.
Gezimizin son günü olan pazar gününü Szentendre'de terapiye ayırdığımız için akşam son kez eğlenelim dedik ama şansımıza hem seçim günleriymiş hem de pazar akşamları bazı eğlence yerleri kapalı oluyor aklınızda bulunsun. Biz de Fogas Haz'ı tercih edip macar gençleriyle seçim sonuçlarını dinleme şerefine nail olduk. Böyle seçim sonucu beklemeye can kurban, ben şahsen her seçimlerinde kendilerine eşlik edebilirim. Sevmedikleri liderlerin kafalarını balonlara bastırıp onlarla eğlenerek mis gibi biralarını yudumlayarak seçim kutladılar. Bizim ülkenin gerginliği üzerine çok hoşuma gitti, darısı başımıza :)
Bütün bu güzel anılarla üç gece süren Budapeşte seyahatimiz son buldu, ben kendilerini çok sevdim, umarım bir daha görüşme şansımız olur.
Adios Amigos!